12 Mayıs 2010 Çarşamba

ZEYTİNLİ CEVİZLİ ÇAVDAR EKMEĞİ



Epeydir Sinangilden gelen unlarımı kullanmamıştım. Çavdar ekmeği ununu bugün deneyeyim artık dedim ve içine zeytin ve ceviz ekledim. Tadı değişik ve güzel oldu. Oğluşuma dilimleyip verdim bisküvi gibi ısıra ısıra yedi.Sizde denemek isterseniz tavsiye ederim sinangilin ekmek unlarını. Hafta sonu kahvaltısı için bu ekmeklerle bir planım var bakalım deneyeceğim tarif nasıl olacak.

Malzemeler:
1 paket sinangil Çavdar ekmeği unu (İçerisinde paket maya çıkıyor)
2 bardak ılık süt
Yarım çay bardağı sıvıyağ
15-17 tane zeytin
6-7 adet ceviz



Yapılışı:
Unumuzu güzelce süt ve sıvıyağ ile yoğuruyoruz. Yoğurduktan sonra içerisine zeytin ve kırılmış cevizlerimizi ilave edip pürüssüz bir hal alana dek yoğuruyoruz. Mayalanması için yarım saat kadar bekliyoruz. Mayalandıktan sonra hamuru ister küçük parçalar halinde isterseniz bir bütün olarak tepsiye döküyoruz. 220 derecelik fırında 30 -35 dk.pişiryoruz.Afiyet olsun….

Ben baton kek kalıbı kullandım…..

10 Mayıs 2010 Pazartesi

ZEYTİNYAĞLI FASULYE



Malzemeler:
Yarım kilo taze fasulye
1 adet soğan
2 adet domates
1 diş sarımsak
1 adet biber
1 bardak su
1 tane küp şeker
1 tatlı kaşığı salça
Tuz , karabiber, zeytinyağı




Yapılışı:
BÜtün malzemeler çiğ olarak koyuluyor.
İlk olarak tencereye zeytinyağını koyup üzerine soğan, sarımsak ve biberleri doğrayıp zeytinyağının üstüne koyuyoruz.Daha sonra dilimlemiş olduğumuz fasulyeleri de ekleyip onun üstüne de küp küp dğradığımız domatesleri ekliyoruz. En son olarak da 1 bardak suya salça karabiber tuz ve şekeri koyup eritiyoruz.bu karışımı da fasulyelerin üstüne döküp tencereyi küçük ocağa alıp kaynatıyoruz kaynadıktan sonra altını tamamen kısıp kısık ateşte yavaş yavaş pişiriyoruz. Soğuyunca servis tabağına alıp servis yapıyoruz.Afiyet olsun…..

HAFTA SONU GEZİMİZ ve ASKER BALIKLARI

Hafta sonu oldukça güzel yerler gezdik.Sabah 7:30 da başlayan geziimiz akşam 23:00 da eve gelmemizle bitti..Bir çok türbe ziyareti gerçekleştirdik. Bütün resimler aşağıda mevcut iyi seyirler…
İlk olarak Çamlıdere’ye Dağ evlerini gezmeye gittik.Heryer yeşil ve harikaydı…burada ŞEYH ALİ DEMERKANDİ türbesini gezdik..


















Oradan ayrıldıktan sonra yol kenarındaki piknik alanın da kahvaltımızı yaptık.
Kahvaltıdan sonra Çankırının Atkaracalar ilçesindekii türbeleri gezdik…













Bu gezideki en ilgimizi çeken şey asker balıklar oldu.Bu balıkların bir hikayesi varmış İşte o hikaye;
Atkaracalar’ın Ilıpınar Köyü’nde asker balıkları bulunmaktadır. Balıkların bulunduğu havuz iki kısımdan oluşmakta ve bu havuzda iki çeşit balık bulunmaktadır. Bunların bir kısmı siyah, bir kısmı da yeşil renktedir. Yeşil renktekiler daha diptedir ve bunlar asla birbirine karışmaz.

Balıkların nerden geldiği bilinmemektedir. Ancak 600- 700 sene öncesine dayandığı tahmin ediliyor. Su ürünleri mühendisleri yaptıkları araştırmalar sonunda suyun 400 mderinlikten gelip, çeşitli topraklara karışarak buraya geldiğini söylemektedirler.

(Balıkların üstündeki beyaz yerlere dikkat)




Çanakkale Harbi dokuz buçuk sene sürmüş ve savaş döneminde burada dokuz balık kalmıştır. 1974 Kıbrıs Harbi’nde de balık sayısında gözle görülür şekilde azalma olmuştur. Harp 3,5 ay sürmüş ve 3,5 ay sonra balıklar yaralı olarak dönmüşlerdir.

Bu havuzun suyu özeldir. Sedef ve mantar hastalığına, el ve kol ağrılarına iyi gelmekte, saçlara parlaklık kazandırmaktadır.

Atkaracalar’a tayini çıkan bir memur altı aylık balıkları tutmak istemiş. Ona balıkların kutsal olduğu ve tutulmaması gerektiği söylenmesine rağmen o dinlememiş. Birkaç balık tutarak evine gitmiş. Anlatılanlara göre akşama eşi balıkları kızartmaya çalışmış, ancak balıklar tavadan kaybolmuş. Balıkları tutan kişi aynı gece vefat etmiş. Eşinin vefatından sonra hanımı yirmi sene boyunca Atkaracalar’a gelip kurban kesmiş.

Köylülerin anlattığına göre buradaki balıklar ne çoğalır ne de azalırmış. Yıl içerisinde bir iki tane balık ölümü gerçekleşirmiş. Ölen balıkları kedi ve köpekler asla yemezler. Bu balıklar gölün yakınlarında bir yere gömülür.





Daha sonra Atkaracalar ilçesindeki HACI HAMZA SULTAN hazretlerinin de türbesini ziyaret edip ormandaki piknik alanına gittik. Her yer yeşil ve kocaman ağaçlar vardı…




Çok güzel piknik oldu.Yine mangal yine mangal…

Tabi mangaldan sonra ne yapmak gerek banyo bizde orada bulunan kaplıcaya gittik tabi buda çok güzel oldu. Akşam yola çıkıp eve döndük ve çok harika bir gezi oldu.

Bu gezi için ARİF Abi VE MELEHAT Ablacığıma teşekkür ediyorum….
Tabii Gezi boyunca annesini ve babasını üzmeyen oğluşuma da teşekkür ediyorum.Kuzuşummmm…….

8 Mayıs 2010 Cumartesi

ANNELER GÜNÜ ve HEDİYELERİM....



Önce kendi annemin ve sonra bütün annelerin Anneler Günü Kutlu Olsun.
Benim şiir yazma gibi bir yeteneğim olmadığı için bu şiiri Canım Anneme gönderiyorum.Annecim Seni çok seviyorum....




Bu görmüş olduğunuz telefonu da beni çok seven oğlum benim için almış. Tamamen büyük bür sürprüz oldu benim için.
::::::Canımmmm SENİ ÇOK SEVİYORUM::::::::

7 Mayıs 2010 Cuma

KEŞKÜL



Oğluşum için sütlü tatlı denemelerine Sevgili Tümayın blogunda görüp denemem lazım dediğim keşkülle devam ediyorum.
Tadı oldkça güzel oldu. Keşkülde badem kullanılır ama ben fındıkla yaptım. Bu güzel oldu.Evde bu vardı makete gidip badem almaya üşendim doğrusu.
Tarifi aynen yazıyorum orjinalini görmek isterseniz lütfen tıklayın.Tümaya da bu tarif için ayrıca teşekkürler.

Malzemeler:
4 su bardağı süt
1 su bardağı toz şeker
2 çorba kaşığı toz fındık (ince çekilmiş)
2 çorba kaşığı pirinç unu
1 çorba kaşığı tepeleme nişasta
1 çorba kaşığı hindistan cevizi



Yapılışı:
Sütü tencereye koyun. Önce toz şeker, toz badem, pirinç unu ve nişastayı süte ilave edip çırparak tüm malzemelerin süte karışmasını sağlayın. Tencereyi ocağa alıp sürekli karıştırarak pişirmeye başlayın. Boza kıvamına gelmeye başlayınca hindistan cevizini ekleyip karıştırın ve koyulaştığı zaman servis kaselerine boşaltıp soğumaya bırakın.Fındık ile süsleyip servis yapın. Afiyet olsun...